Türkiye milli gelirde AB ile arayı kapatıyor

Türkiye milli gelirde AB ile arayı kapatıyor

Başbakan Yardımcısı Şimşek, “Son dönemde Türkiye, Avrupa Birliği ile kişi başına millli gelirde arayı 20 puandan fazla kapattı. Keşke her 10-15 yılda Türkiye arayı 15 puan kapatabilse” dedi.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Capital ve Ekonomist dergileri tarafından organize edilen Uludağ Ekonomi Zirvesi açılışında yaptığı konuşmada, etkinlikte bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Şimşek, son dönemde Türkiye’nin Avrupa Birliğiyle kişi başına millli gelirde arayı 20 puandan fazla kapattığını aktararak, “Keşke her 10-15 yılda Türkiye arayı 15 puan kapatabilse. Çünkü Türkiye o zaman hızlı bir şekilde Avrupayı yakalamış olur. Yakalayacağız, hem de daha hızlı. Önümüzdeki 10 yıl muhtemelen daha hızlı olacak.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve dünyada yoksulluğun ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin önemli bir sorun alanı olduğunu belirten Şimşek, bu sorunlara kayıtsız kalınması durumunda sürdürülebilir ve yüksek gelirin sağlanamayacağını vurguladı.

Şimşek, bu sorunlarla mücadele edilmesi ve çözüm üretilmesi gerektiğine işaret ederek, “Kim ne derse desin, Türkiye mutlak yoksullukla mücadelede başarılı olmuştur.” dedi.

“Türkiye enflasyonu tek haneye düşürdü, bu şu an için bir başarı”

Başbakan Yardımcısı Şimşek, 2003 yılında bir rapor yazdığını, Türkiye’nin bu raporda öngördüğü en iyi senaryoya göre performans sergilediğini anlattı.

Borcun milli gelire oranının, OECD’de yüzde 110 civarında, Avro Bölgesi’nde yüzde 90’ın üzerinde, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 44’ü aştığı çıktığı bilgisini veren Şimşek, “Türkiye bu konuda bir başarı hikayesi.” dedi.

Şimşek, konuşmasına şöyle devam etti:

“Para politikasını çok eleştirebilirsiniz, olabilir. Bu konuda tartışmalar var ama şunu söyleyeyim; Türkiye enflasyonu tek haneye düşürdü ve orada tutuyoruz. Bu şu an için bir başarı ama yetmez. Türkiye’nin düşük tek haneli enflasyona geçmesi lazım. Finans sistemina bakıldığında; Türkiye’deki finans sistemi önemli ölçüde bankacılık tarafından domine ediliyor. Bankacılığı konuşmadan finans sistemini konuşamayız ama bizim derdimiz sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve derinleştirilmesi. Bu konuda da ilerleme var.

2008-2009 döneminde dünyada binlerce banka batarken, vatandaşın vergi parası bu bankaları kurtarmaya harcanırken, Türkiye’de biz hiçbir bankaya bir kuruş harcamadığımız gibi bankalar o dönemde yüzde 20 özsermaye getirisiyle muazzam bir performans ortaya koydu. Bu da bir tesadüf değildir, reformların sonucudur. Bugün bankacılık sistemi hala sağlamdır.”

“Kamuda tasarruf etmeyi başardık”

Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türkiye’de tasarrufların düşük olduğunu belirterek, “Bu düşük tasarruflarla Çin ve Hindistan gibi büyümemiz biraz zor, gerçekçi olalım. Bu nedenle tasarrufları artırmamız lazım. Aslında bugünkü faiz tartışmasının temelinde de bu var. Türkiye’de tasarruflar yeterli ve sermaye piyasaları derin olsaydı, bu maliye politikasındaki performansla, bu reform gündemiyle Türkiye’nin risk primi ile Türkiye’deki faiz oranları bu küresel konjonktürde çok daha düşük olabilirdi.” diye konuştu.

Bugün kredilerin mevduata oranının yüzde 120’ye ulaştığını, TL kredilerin TL mevduata oranının da yüzde 140’ları aştığını belirten Şimşek, “Dolayısıyla sistem derinliğe sahip değil. Sistemin dış kaynağa ihtiyacı var. Dışarıda da gelişmekte olan ülkelere eskisi gibi pek olumlu bakmıyor.” dedi.

Şimşek, geçen yıl küresel gelişmekte olan ülkelerden 540 milyar dolar civarında sermaye kaçışı olduğunu ve kaçan sermayenin eksi faizli ülkelere gittiğini söyledi.

Sermaye kaçışının temelinde korku ve endişelerin bulunduğunu anlatan Şimşek, bunun da büyüme ve jeopolitik gerginliklerle ilişkili olduğunu dile getirdi.

Şimşek, dolayısıyla sermaye kaçışınının sadece Türkiye’de değil gelişmekte olan ülkelerde de yaşandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bizim sistemi derinleştirmemiz ve tasarrufları artırmamız lazım. Bunlar önemli konulardır. Bizim aslında israf yapmamamız, ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız lazım. Kamuda biz bunu başardık, kim ne derse desin. İki ucu bir araya getirme becerisini sağladık. Kalitesi tartışılabilir, nasıl yaptığımızı tartışabilirsiniz ama biz bunu başardık. Şimdi beklentimiz vatandaşlarımızdan da geleceğe bir miktar kaynak ayırmaları, bir miktar tasarruf yapmalarıdır. Bunu isteyerek başaramayız, teşvik vermemiz lazım. Diyoruz ki ‘100 lira tasarruf edin size 25 lira verelim’. Şirketlerimize diyoruz ki ‘Borç yerine ortak bulun, borç yerine sermaye artırın, sanki borç bulmuşsunuz gibi, borç almışsınız gibi vergi öncesi karınızdan bunu bir gider olarak düşürün.’ “

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ